Özgür 的个人资料Tosun'un Yeri照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
4月20日 diyır dayıriDiyır dayıri.
Tudey iz dı dey of kompliit dizastır. Tudey iz dı dey of tandır end sarrov. E niv, anlaki layf şovd its feys tu mi tudey. Tudey, ay em no longır e membır of kılab of normıl hümınbiings. May transformeyşın bigen tudey, end probabli vil nat end in dı niyır füçır.
Diyır dayıri;
Ay disaydıd tu kuit dırinking koka kola tudey. Bikauz ay hed tu du it. Bikauz ay hev tu meinteyn may self-respekt end adapt tu e heltiyır living sıtayl. Dis is van of dı most importınt and kıritikıl disişıns of may hol layf. From nav on, ay em nat a sıtupid, kapitalist, selfiş pörsın hu daz nat keyır ebaut neyçurıl layf.
Dis disişın meyks me bot hepi end sori. Hepi bikauz ay vil fiil mor end mor risponsibıl ebaut evriting goying on in dis old end tayrıd vörld. Ay biliiv dis iz dı most importınt komponınt of biing e “guud pörsın”. Sori bikauz ay fiil layk luuzing e veri kıloz fırend of mayn. Kola waz a meycır part of may layf truaut past tüventi-eyt yiırs. So it vil be veri hard for mi tu quit it.
Diyır dayıri;
Lets veyt end si vat vil heppın in falloving deys. Ay biliiv ay ken du dis. Ay biliiv in mayself. Dis is a gıreyt egzemineyşın for mi tu pruuv mayself tu may ovn. Ay tırast yu in dis hard task. Pliiz dunat diseppoyint mi. Pliiz dunat liiv mi elon. Yu ar may best fırend. 4月19日 sevgili günlüksevgili günlük;
ilaca başlamanın üstünden 3 gün geçmişti. üç uykusuz ve istifra dolu gün daha. yaşamım boyunca çeşitli vesilelerle beyinsiz olduğumu söyleyen birçok tanıdığım olmuştu. ama hiçbirinin söylediğini bu sefer kendi kendime bulduğum kadar ciddiye almamıştım. hipotalamusu yoksa kişinin beyni de yoktur. son kararım bu. hem ilacın açlık merkezini (yada beynin kendisini) üç gündür arayıp da bulamıyor oluşu hem de senelerdir doyma hissine tam olarak erişememiş olmam birlikte düşünüldüğünde akla gelen tek cevap benim fiziksel manada beyinsizliğim. evet. sanırım yok çünkü işlevleri de yok.
bunu böyle kabul edince işlerim daha bir kolaylaştı. insanın kendinde oduğuna inandığı her "iyi" şey aslında yaşamda başına "kötü" bir şey olarak geri dönüyor. zekana inanıyorsan sürekli salaklıklarını göz ardı ediyorsun. ağız tadına güvenip yenmeyecek yemekleri yer hale geliyorsun. pamuk gibi kalbim var deyip en sevdiğine hayatı zehir ediyorsun. o yüzden beyinsizliğmiin keşfi kendime ve etrafa daha bir hayırlı olmuştur diye kabul ettim sonunda.
her neyse günlük. işte böyle gün be gün solarken ve gözlerim tatminsiz bir uyku hissiyle dolarken imdadıma ne yetişti tahmin bile edemezsin. türk telekom !!!
evet. seneler evvel babam vasıtasıyla elime geçen yılbaşı eşantiyonu bir türk telekom ajandası hayatımı kurtardı. iş yerinde boş boş oturup çaresizce sayfalarını karalarken ajandanın 5 mayıs ile 6 mayıs tarihleri arasındaki sayfanın bir köşesine pembe renkler içerisinde iliştirilmiş ufacık bir servis hizmeti notuna gözüm ilişti. ve bu servis hayatımı gerçekten kurtardı.
"gökten üç rakam düştü: 166 masal hattı; birbirinden güzel masalları dinlemek için 166'yı hemen arayın" yazılı bu notu okumamla işyerinden numarayı çevirmem bir oldu.
bilmiş sesli kız çocuğunun anlamsız vurgularla anlattığı o dev anası masalı son 2 haftadır duyduğum en iyi şeydi. kızcağız dev anasının dudaklarını, memelerini, kalın sesini tarif ettikçe odadaki koltuğun içine gömüldüm kaldım. kahraman, çok başlı devin her bir başını kılıcıyla kopardıkça ben kendimden geçtim. velhasıl zamanın nasıl geçtiğini bilmeden saat 22:13 de uyandım. yemek sonrası odama girdiğim saatten sonra hiçkimse beni aramamış sormamış demekti bu. olmasam da olurmuş demekti. farkımda bile değillermiş demekti. normal bir vakitte normal bir insan için belki bütün bunlar yepyeni bir depresyona yelken açma nedeni olarak gösterilebilir ama benim durumumda sadece bir sevinme nedeni olarak kabul edildi.
eve geldim ve tekrar bastım tuşlara. 166. ve deliksiz uyku.
sevgili günlük;
bugün yıllar süren hapislikten sonra dışarı çıkan bir insan gibiyim. senelerce yer altında çalışmış ve sonra masa başı işi verilmiş maden işçisi gibiyim. trt izmir radyosunda 15 yıl çalışıp istifa etmiş ve çıkardığı ilk kasetle şöhrete erişmiş ses sanatçısı gibiyim.
sevgili günlük;
bugün başına iyi bişey gelmiş de şimarmış bir beyinsiz gibiyim. benden sana 166 gülümseme ... ve yatmadan önce 166 fırça darbesi ... 4月17日 Sevgili Günlüksevgili günlük;
kaç gecedir uyuyamıyorum. geçen hafta yemeğe yeltendiğim çiğköfteden karasinek çıktığından bu yana (neyse ki kanatlar da dahil herşeyi bütündü)gece gözlerimi yumduğumda bir kase içerisinde tepeleme önümde duran kurumuş karasinekler görüyorum. ilk gece zar zor uyuduktan sonra aynı kaseyi bu kez de rüyamda gördüm. kaseye biraz süt boşaltıp corn flakes misali kaşıkladım. dişlerimin arasında çocukken çiğnediğimiz patlayan sakızların hissettirdiğine benzer bir çıtırtıyı öylesine gerçekmiş gibi hissettim ki, yataktan zıplayıp mutfağa koşmam ve bir sürahi su içmeme rağmen ağzımdaki o his hiç yokolmadı. hatta süt kokusuyla karışık ilaç acısı benzeri karasinek tadından halen kurtulabilmiş değilim.
bu böyle bir süre devam edince hem uykusuzluktan hem de mütamadi mide kalkmasından muzdarip şekilde bir psikiatriste baş vurmaya karar verdim. işyerinden Gürol'un kayınbiraderinin psikiatrist olduğunu biliyordum. O'na gittim. Vecdi Bey (doktor) böyle vakalara sıklıkla rastlandığını, hatta bir keresinde benim gördüğüm kabusun aynısını gerçek hayatta yaşayan bir hastası olduğunu söyledi. beni konuşarak telkin etmeğe çalıştı ve en sonunda da sinek yeme fobisi için özel olarak üretilmiş, hipotalamusdaki açlık merkezini uyaran "Flyometsil" isimli bir ilaç vererek 150 YTl'mi cebine attı.
bu gece ilacımı ilk kez kullanacağım. bir haftadır yemek yiyememe ve uyuyamama yüzünden verdiğim 3 kiloyu fazlasıyla geri almama vesile olacağını umuyorum. iyi bir uyku ve yarın öğle yemeğinde yutmayı planladığım acı biber turşulu Pizza Sub ismindeki o muhteşem Subway sandeviçi ile tekrar hayata bağlanmak istiyorum.
sevgili günlük;
ruh gibi dolaşmak hem zor hem de kolaymış. hayattan kopmak için bir karasinek kurusu yeterliymiş. hiç uyumadan hep rüya görülebilirmiş. sanarak yaşanabilir, idare ederek ölünebilirmiş. panik ve doktor, kusma ve iştah, uyku ve gece...........tüm bu çatışmalarla zaman bitebilirmiş.
sevgili günlük;
bir haftadır uyumadım. pimapen kenarında ruhunu teslim edip, beyaz kalebodurlar üstüne düşen, düştüğü yerde kuruyup kalmış bir karasinek ölüsü gibiyim.... 4月13日 Sevgili Günlüksevgili günlük;
bu sabah traş olmadım ve 1 milimetrelik bir sakal uzunluğunun başıma böylesine büyük bir sorun açacağını 40 yıl düşünsem tahmin edemezdim. arabamı işyerinin park yerine parkedip binaya doğru ilerlerken ardımdan darbe adımlarıyla yanaşıp omzumu sertçe sarsan güvenlikçinin nasır bağlanmış kalın parmaklı koca eliyle olduğum noktaya sabitlendim. güvenlikçinin güneş gözlüklerinin ardından miniminnacık sakallarımı sezip de tam 2,5 yıldır neredeyse her sabah gördüğü yüzümü tanımamazlık etmesi çok şaşırtıcıydı. kimsin, neden personel yerine park ettin, kimliğin yok mu, adın ne gibi sorularla bezenmiş tam 18 dakika süren tartışmamız ve patronla yapılan nihai telefon görüşmesinin ardından güvenlikçi (faik bey) beni azad etti ve böylece yukarıya çıkabildim.
fakat 1 mm boyuna erişmiş olan sakallarım benden önce odama gitmiş ve masama kurulmuştu. patronun çatık kaşlarla yanıma gelip elinin tersi ile sakallarımın çıkış istikametinin aksi yönünde suratımı 2-3 kez okşaması, yanaklarımda bebeklerde görülen bir pembe rengin belirmesine neden oldu. sanırım öğlen yemeğine kadar benle konuşan herkes bu pembeliğe dikkat etmiştir. neyse ki yemek arası imdada yetişti ve ben de koşarak karşı sokaktaki erkek kuaförüne kendimi attım.
bu rahatlama ile birlikte öğleden sonram daha mutlu geçti. hatta saat 4 gibi kahve makinasının başında sıra beklerken melis hanıma espri yapacak kadar ileri gittim. o melis hanım ki yanına yaklaşan erkek sinekleri bile raid sineksavar misali hayatından bezdirecek kadar erkek düşmanı ve haşin. neyse ki çocukluğumdan beri inandığım ve her seferinde kendi kendini onaylayan kişisel bir özelliğim bir kez daha yüzümü kara çıkarmadı. çift rakamlı tarihlerde kafam daha iyi çalışıyor. yani bugün ayın 24'ü ve ben 23'ü yada 25'ine göre daha başarılı espri yapabildim. melis hanımın patavatsızca (ve hatta belki de "hafif" bir tavırla) fırlattığı çınlayan kahkaha yanaklarımda tekrar bir pembeleşmeye neden oldu. ama başarının getirdiği gurur ve huzur sabah üstü pembeleşmesine kıyasla daha kısa süreli bir rahatsızlık yarattı.
sevgili günlük;
bugün günüm böyle geçti. önce travesti suratındaki yeşil iz misali sakalım, sonra da batıl bir güvenle cesaretlendirilmiş ve iyi kotarılmış nadide esprim yüzünden 2 farklı his ile yaşadım bitirdim bu günü. zaten zaman hep böyle geçmiyor mu emektar günlüğüm? bazen mutlu bazen mutsuz, bazen sakin bazen heyecanlı ve hatta bazen gece bazen gündüz, bazen uyku bazen uyanıklık. işte tüm bu değişimler içinde az da olsa her zaman var olan hisler/davranışlar/acılar/meraklar bizi biz yapan öz...
sevgili günlük;
özüm bana kalsın, yazılarsa sende saklı...... 4月12日 Sevgili GünlükSevgili günlük;
seni ne kadar çok sevdiğimi bilemezsin. günüm ne kadar mutlu/mutsuz, durgun/heyecanlı, aç/tok da geçmiş olsa, her gece senin boş beyaz sayfalarını kalemimin ucuyla kaşıyıp gıdıklarken hep aynı huzur hissiyle kaplanıyorum. o kadar saf ve duru ki bu his, yerine koyacak hiçbir şey düşünemiyorum.
sevgili günlük;
bugün tek yazmak istediğim işte bu. sadece minnettarlığımı bildirmek, seni neredeyse sarılıp öpmek. her gün bana ayırdığın kalbimden temiz bu sayfa için sana milyonlarca teşekkür....
sevgili günlük;
bugün çok minnettarım 4月10日 1 şubat 2003sevgili günlük
bugün 2003 yılının ilk ayının bitişi, 2. ayının başlayışı...bugün şubat 1...bu yepyeni senenin de esrimeğe yüz tuttuğunu aklımıza çakan bir gün bugün...tıpkı bir bebeğin 2. yaş günü, tıpkı bir birlikteliğin 2. yıl dönümü gibi...alışmanın ilk aşamasıdır hep 2. dönemin başlangıcı....
işte bu yüzden bugün çok şaşkındım..yepyeni başlangıçlar için yanlış bir gündü..fakat halihazırda başlamış hiçbir şey de yoktu hayatımda..evde sıkıldım ve dışarı çıktım..Ataköy Marina'ya gidip deniz kıyısında oturdum birkaç saat..ve üşüdüm, üşüdüm, üşüdüm....
sevgili günlük;
bugün sadece üşüdüm..... 4月7日 Sevgili Günlüksevgili günlük;
bugün normalin üzerinde yoruldum.hareketli bir gün oldu benim için. bugün sanki bir başka hayattan ödünç bir
gün almışım gibi kendime yabancıydım. gürollarla squash oynadım. evet yanlış duymadın.yaptım bunu.çocuk tam 3 yıldır israr ediyor.hollandada yaşadığım yıllarda bir
dönem squash oynadığımı nereden duymuşsa, ne zaman lafı açılsa "aabi sen de gelsene, bir iki vururuz hem stres atarız hem de laflarız sonra otelin barında" diye sıkıştırıp duruyordu. ben de zaten öğlen arasında yemeğe giderken tüm SODEXHO kuponlarımı bir yerlere düşürüp kaybetmenin verdiği hırsla tüm gün sıkıntıdan ne yapacağımı şaşırmıştım. kuponlar olmayınca paraya daha da dikkat edip her perşembe günü geleneksel olarak yaptığım üzre Kentucky Fried Chicken'a gitmek yerine yakındaki tabldot yemekçiye gittim. orda bamya pilav yoğurt menüsünü istedim. bamyanın sümük gibi suyuna bol bol ekmek batırıp doymaya çalışırken bir taraftan da SODEXHO'larıma yandım için için. öğleden sonra tüm mesai boyunca bu biriken sinirle bir o odaya bir bu odaya dolanıp durdum. ne bir iş yaptım ne de gün
içinde biriken dilekçelere dönüp baktım. neredeyse 4 saat boyunca deli danalar gibi dolanıp durunca dikkat çekmiş olmalıyım ki bir ara patron tuttu beni.ta geçen hafta istediği dosyayı hazırlayıp hazırlamadığımı sordu. son iki sayfasının kaldığını ama onları hazırlamam için gereken diğer dosyanın şu sıralar Aysel ve Hamit tarafından çalışıldığını, bu yüzden de onların işlerinin bitmesini beklediğimi söyledim ona. nereden aklıma geldiyse işte böyle bir yalan. ama profesyonel geçiştirici kariyerim yine yardım etti bana ve patron bir şey demedi. tam ondan kurtulup Gökhanların odaya gidecektim ki Gürolla rastlaştık. akşama otele squash oynamaya gideceğini, bu sefer de gelmezsem bana küseceğini, surinam asıllı hollandalı arkadaşlarım kadar bile değerinin olmadığını, bir kez olsun çağırdığı bir yere gitmediğimi falan söyleyince ben de hem onu susturmak hem de tüm gün taşıdığım stresi atabilme fırsatı sezdiğim için tamam dedim. saat 18:30 a sözleştik. mesai bitiminde 45 numaralı otobüsü bekledim önce bir süre. baktım gelmiyor, 12'ye atladım. ayakta ve 45 numaraya göre
30 dakika daha yavaş ilerleyerek eve geldim. emektar spor çantama en yenisi 6 yaşındaki az kullanılmış malzemelerimi doldurup ekmekarası nutella yedim biraz. yine uzun dakika hesapları yaparak geri kalan vaktimi de televizyon karşısında doldurdum ve yola çıktım. 18:27'de oteldeydim. Gürol 19:04'de geldi. neden geciktin demedim ona. zaten salon 19:30'da müsait olacakmış. biraz lafladık. yanında kaju fıstık getirmişti ikram etti. 3 tane yedim. çok israr etti ama daha fazla almadım.hep böyle çekiniyorum başkalarının ikram ettiklerini yerken zaten. sonra squash salonuna biz geçtik. gürol son 4 yıldır düzenli olarak squash oynadığından neredeyse ceylanlar gibi hoplayıp
zıplayarak, yorulmak nedir bilmeden tam 2 saat boyunca duvardan duvara vurdu topu. bense daha 10. dakikada dalağım şişti bahanesiyle kaçmaya çalıştım. ama gürol izin vermedi. ben de o 2 saat boyunca raket sallamak zorunda kaldım. ama sonlara doğru o kadar yorgundum ki refleks falan kalmamıştı artık. bu yüzden top 4 kere kafama, gözüme geldi ve içime gömdüğüm "yandım allahlar" ile gıkımı çıkarmadan doldurdum süreyi. otelin barına geçtiğimizde ben bira bardağını bile tutamaz bir halde beyaz leblebileri ağzıma denk getiremeyip yerlere saçarak ağrıyan kaba etimin üstünde uzun ve rahatsız bir bar koltuğunda yine gürolun israrı yüzünden 2 saat boyunca oturdum. o sırada ne konuştuk, hangi laflarına kafamla "evet evet" der gibi hareketler yaptım, kaç bira içtim hiç hatırlamıyorum. neyse ki sonra gürolu babası aradı ve saat 24:00 gibi gidip onu amcasıgilden alıp evine bırakması gerektiğini söyledi de hesabı ödeyip kalktık. alman usulü ödemelerimiz aylık bütçemde mosmor bir darp izi bıraktı. o saatte dolmuş yada otobüs olmayacağını, istersem beni eve bırakabileceğini söyleyen gürolun uzun israrlarına daha fazla
direnecek gücüm kalmadığından bu teklifi istemeyerek de olsa kabul ettim. böylece seneler evvel sünnet günümde bindiğim renault broadwayden sonra ilk kez bugün pencereleri otomatik açılan bir arabaya bindim. eve geldiğimizde gürola teşekkür ettim ve bunu ara sıra tekrarlamamız gerektiğini söyledim ona. içimdense bir daha asla
yapmayacağım böyle bir salaklık diye düşünüyordum. işte böyle günlük. anlayacağın bugün çok yoruldum. kalemi tutmaya mecalim kalmış olsa sana otelde gördüğüm o hafif kilolu,
gözlüklü, orta boylu, siyah saçlı, etek döpyes giymiş ve barda biz otururken karşıdan gözüme takılan bayandan da bahsedecektim ama inan yapamam.belki yarın belki de daha sonra bir gün anlatırım onu da. sevgili günlük; iyi ki varsın... |
|
|