Özgür 的个人资料Tosun'un Yeri照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
8月7日 Prehistorik Mağaraya İade-i Ziyaret (Episod 4)İlk üç bölümü kaçıranlar alttaki girdilerden okuyabilirler...
Müzenin büyülü (!!) atmosferini terkedip, gittikçe daha da büyüyen ve artık tatmin edilmezse bir yara olarak ilelebet içimizde kalacak olan Karain Mağarası gezme iştahımızın peşinden yola koyulduk. Görevli bize eller ve kollar ağırlıklı bir iletişim yöntemi ile takip etmemiz gereken yolu tarif etti. İşaret ettiği tarafta benim aklımdaki mağara imgesine uyan herhangi bir şey görünmemekteydi fakat devletimiz böylesine kutsal bir görev için yanlış bilgi verebilecek bir bireyi işe almış olamazdı. Görevli öyle diyorsa mutlaka mağara orada olmalıydı. Başladık yürümeye. Anadolu’nun kaderi sarı, anlamsız otlar ile bezenmiş olan tepe, yakınına gelince sanki Himalayalarmışcasına gözümde büyümüştü. Tepenin etrafında dolana uzana ilerleyen bir merdivensi oluşum vardı. Merdiven olduğunu arada bir göze çarpan basamağa benzer çıkıntılar sayesinde anlayabiliyorduk. Meçhule giden iki yolcu şeklinde bu belli belirsiz merdivene teslim ettik kendimizi. Şimdi sevgili okuyucular, değerli dostlar; “ne olur ki, merdivenle çıkıverin üç beş basamak” diye düşünüyor olabilirsiniz. Elbette ki bu sizin hakkınız. Lakin kazın ayağı öyle değil. Commodore 64 zamanına yetişmiş olanlarınız mutlaka hatırlayacaklardır. Nice genç dimağ, nice maharetli beden, nice koç yiğit Aztec ismindeki oyunda hayatlarının bir veya birkaç yılını heder etmişlerdir. Babaların bir ay boyunca çalışıp eve getirdikleri rızık, hayırlı bir amaç için tüketilemeden kıytırık joysticklerce sömürülüp hiç edilegelmiştir o yıllarda. İşte Aztec oyununu hatırlayanlar bizim o gün çektiğimiz cefayı çok iyi anlayacaklardır. Oyunun bir bölümünde ufukta görünmeye başlayan tapınağa doğru koşarak erişmekle görevliydiniz. Ama o esnada sağ ve solda dizili olan okçular sizi hedef alaraktan kah kafa bölgenize kah belden aşağınıza oklar fırlatmaktadırlar. Siz bir yandan ileriye olanca hızınızla koşarken bir yandan da bu nereden atılacağı belli olmayan oklardan çömelerek veya sıçrayarak kaçmaya çalışıyordunuz. Kahraman ya “Yahu neden kafama kafama atıyorsunuz ki okları? Zaten kafam olsa neden burda koşayım a babacanlar” diye sızlanır ya da “La orya atma hadım edecen gencecik yaşta” cinsinden orta anadolulu yakınmalar sergiler ve siz de oyundan açıklanamaz bir haz duyarsınız. Oyunun eziyetsel tarafı ise yolun hiç bitmemesidir. Ben ve etrafımdaki arkadaşlarım, hepimiz tapınağa erişemeden şehit düştük, kutsal yolda toprak olduk. İşte bizim merdiven de aynen o bitmek bilmez yol gibiydi. Sanki merdivenimsiye başvurmaksızın tepeye kendi bireysel çabamızla tırmanmaya çalışsak çok daha rahat erişirmişiz gibiydi. Ama işte turizm heyecanı ve önceki episodlarda bahsetmiş olduğum veletlik döneminden kalan Karain Mağarası merakı bizi yıldıramayacaktı. O mağarayı görecektik bugün. Merdiveni çıkarken bir yandan da neden mağaranın tepede olduğunu düşünmekteydim. Atalarımız neden altta bir çukur açmak yerine önce en tepeye çıkıp sonra aşağıya doğru mağara oluşturarak inmeyi tercih etsinlerdi? Şimdi aranızda pozitif bilimlere batıp çıkmış birçok şahıs o zamanki koşullarda barınma ve güvenlik için çetin doğa şartlarına ayak direnebilecek en mantıklı seçeneğin böylesi bir çözümle sağlanabildiğini ileri süreceklerdir. Ki muhtemelen bu doğrudur da. Ama yarın öbürgün dünyanın başka bir yerinde aynı döneme ait yer yüzeyinde yapılmış ve sağladığı nefis barınma olanağı sayesinde kiracılarına hayatta kalma ve üreyerek çoğalma şansı tanımış harikulade bir mağara bulunursa o zaman bu aynı arkadaşlarımız ne derler bilemiyorum. Tamı tamına 2 adet Red Kid çizgi romanı okunabilecek veya bir buçuk porsiyon karışık ızgara yutulabilecek veya ortalama büyüklükte bir deneysel çalışmanın istatistiksel analizi yapılabilecek veya üç lif-bir keselik iyi bir banyo yapılabilecek kadar bir zaman sonra tepenin en tepesine eriştik. Eriştik ki bir de ne görelim. Koskocaman bir mağara girişi. İçerisi kapkaranlık ve ürkütücü. Etraftaki en ufak bir sinek vızıltısının bile yankılanarak büyüdüğü bir derin boşluk. İlk 3-5 saniyede gördüğümüz görüntü ile bir anda hem o mahşeri merdiven maceramızı hem de aşağıda kalan müzemsi işkenceyi unutuvermiştik. Öylesine görkemli ve esrarengiz bir girişi vardı ki mağaranın, iyi ki geldik diye düşünmeden edemedik. Ama dostlar, bu ülkede büyüyüp serpilmenin size getirdiği bir özellik şudur ki (belki de dünyanın her yerinde böyledir); herhangi bir kamusal keyif alma girişiminiz sizi asla tam olarak memnun edemeyecektir. Her ne yaparsanız yapın, her ne kadar ümitle işe girişirseniz girişin mutlaka bir yerinde büyük bir sakatlık ortaya çıkacaktır ve siz bu sakatlıkları çok fazla umursamadan yapmakta olduğunuz aktiviteye devam edebilme yetisi ne derece kazanmış olursanız hayattan da o derece zevk alabilirsiniz demektir. İşte bu gerçeğin bilinç altımda yerleşmiş olması ve beni hemencecik dürterek uyarması, aşırı heyecanlı pozisyondan normale kesin dönüş yapmamı sağladı. Acaba ilk izlenim mi daha doğruydu yoksa içimde pörtleyiveren ve heves frenleyen adaptif his mi galip gelecekti. İşte bu sorunun cevabı da 5 numaralı episoda kaldı sevgili okuyucu… 引用通告此日志的引用通告 URL 是: http://otosun.spaces.live.com/blog/cns!C4168E638E955FFE!405.trak 引用此项的网络日志
|
|
|