Özgür 的个人资料Tosun'un Yeri照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
9月13日 Sevggili günlükSevgili günlük; Dün işten çıktığımda saat gecenin 11’iydi. Cebimi yokladım, sigara yoktu. Midemde bir huzursuzluk hali, neredeyse 2 aydır yemek yiyemiyorum. Saçlarım çabuk yağlanıyor, bir yandan mevsim değişikliğine veriyorum, bir yandan şampuana güvensizlik hissi zaten akıl baliğ olduğundan beri içeme sabitlenmiş. Son vakitler, hani yemek de yiyemiyorum ya, verilen kilolar ile birlikte eriyen yağlar saçlarımdan akıyor şeklinde bir düşünce var oldu içimde. Fantastik hikayeleri hep oluyor insanın. Fantastik korkuları ve fantastik sevinçleri. Aklımdan geçen açık bir büfe bulup sigara almak ve sonra da eve gidip uyumaktı. Dışarının bu kadar soğuk olacağını tahmin edememiştim. Eskiden beri sonbaharın ilk üşümeleri iyice mutsuzlaştırır beni. Esen serin rüzgarla kafa derimdeki yağ tabakasının donarak kalıplaştığını hissettim. Bilincim beni çocukken Karayolları Kampı yemekhanesinde yediğim iç yağı ile pişmiş etli biber dolmasına götürdü. Yemek ertesi damağımda donan iç yağı kaynaklı içime işleyen mutsuzluk hissi bir anda tekrar tüm bedenime yayıldı. Fantastik hikayeleri sadece hayalinde olmuyor insanın, bazen de hatıralarından çıkıp geliveriyor. Büfeye girdiğimde iki İtalyan hızlı hızlı konuşuyorlardı kasanın önünde. Kasadaki daha önceden hiç görmediğim esmer bir delikanlının yanına yaklaşıp artık iyiden iyiye kotarmaya başladığım Alman aksanı ile bir Winston Light istediğimi söyledim. Kasa önü çikolatalar ne zamandır bana göz kırpmıyorlardı. Büfeden çıkar çıkmaz O’nu gördüm. İsmini anımsamıyordum ama O’nunla geçirdiğim o tek gece neredeyse tüm ayrıntılarına kadar aklımdaydı. Ne kadar sıcak ve nemli bir geceydi öyle. Yorgun düşüp düşüp yaktığımız sigaralar, keyfimizi iyice yükselten buz gibi biralar ve sabaha kadar vaktin nasıl geçtiğini anlamayışımız. Daha sonra çeşitli vesilelerle o günü andığım, diğer tanıdıklarla yad ettiğim olmuştu elbet. Herkesin olmasını beklemediği şeyleri vardır, bunların bir kısmı, olur. Dedim ya adını hatırlamıyorum diye, O’na nasıl seslenebileceğimi bilemedim bir an. Yıllar evvelinde aklıma kazınmış nefis bir gecenin diğer başrol oyuncusu 5 metre ötemde yürüyordu, benden uzaklaşıyordu, bense O’na ismiyle seslenemiyordum bile. Neyse ki insanlık böylesi durumlar için birçok farklı alternatif üretebilmiş. Her dilde bu amaçla kullanabileceğin bir dizi kelime var. Bunların içerisinden dilimin ucuna gelen ilkini söylemekte tereddüt ettim ve aramızdaki mesafenin iyice açılması ile panikleyerek ikinci alternatif ile alelacele sesleniverdim: “Hacı, hacı…”. Aynı memleketin çocuklarıyız, yaban ellerde tanıdık kelimelere daha bir sarılıyoruz. Dönüp baktı yüzüme. Gülümsedim, anlam veremedi. Kıstı gözlerini ve sokak lambasının izin verdiği ölçüde yüzümü tanımaya çalıştı. “Hacı” dedim tekrar. “Beni hatırladın mı?”. Yanıma geldi ve iyice gözlerini dikiverdi suratıma. “Yok” dedi “tanımadım!”. O an; ne diyeceğini bilememek, kendini en iyi nasıl anımsatacağını hesap etmek, ya O değilse şeklinde işkillenmek, belki kendiliğinden hatırlar diye umut etmek, hepsi birden aklımdan hızlı bir biçimde uçuşuvererek geçtiler. Yaklaşık beş saniye süren bu duraklamanın ardından en iyi kararı verdiğime emin bir şekilde; “St. Pauli taraftarları en renkli taraftarıdır koca Almanya’nın” dedim. “O kadar ki; maça gidenler sadece bir maç değil, görkemli bir de kumpanya izlemiş olurlar”. Birinin yüzünüze delirmişsin gibi baktığı anları olur bazen hayatın. “Tamam da kardeş, gece gece St. Pauli taraftarı ne iş, aklını mı kaçırdın? Para mara isteyeceksen bende de yok. Tövbe tövbe…..” Arkasını dönüp gittiğinde kendimi salak gibi hissetmem gerekiyordu sanırım. Ama gerçekte var olan baskın bir üzüntüydü. Karşılıksızlıkları vardır her insanın illa ki. Can yakıcı, hayatının geri kalanını anlamsızlaştırıcı karşılıksızlıklar. İçi boşalır kişisel geçmişinin, için de birlikte boşalır. Kazık kadar adamsındır da yine de ciğerindeki çocuğun gözlerinden yaşlar boşalır. Karşılıksızlıkları vardır hayatın, pek de doğaldır esasen, ama her seferinde için biraz boşalır. Sevgili günlük; Sen ki benim aynam oldun, ne gördünse onu sundun. Ben var isem sen var oldun, yokluğumda sen de sustun. Pek düzeyli halvet olduk; kravatsız, ütüsüz uzanmadım koynuna. Kolalı yakalarım ve pırıl pırıl deri pabuçlarımla içimdeki kanı revanı sıvaştırdım her yanına. Veysel’in toprağı değildin belki ama yine de “merhem çalıp yaralarım düzlüyor” mısrasını ödünç alacak kadar varsın. Her daim sevgili günlüğümsün… 引用通告此日志的引用通告 URL 是: http://otosun.spaces.live.com/blog/cns!C4168E638E955FFE!597.trak 引用此项的网络日志
|
|
|